Türk Seri Katiller - Otoban Katilleri |

Türk Seri Katiller – Otoban Katilleri

Türk Seri Katiller – Otoban Katilleri

Suç literatürüne girmiş seri katiller ve geçmişleri incelendiğinde ortaya çıkan ilk detaylardan biri şudur ki, büyük çoğunluğunun mezun olduğu ülke Amerika’dır. Bu bolluk, zamanla birçok terim ve gruplandırmayı da beraberinde getiriyor elbette.

 

İşte 20 Ekim 2010’da Türk halkı kendi topraklarında hiç alışık olmadığı bir katil türünü gördü :

Spree Katil

 

Bu ‘spree’ ne anlama geliyor peki ?

 

 

Otobanı Kana Bulayan Seri Katiller

 

 

Sakarya Gölbaşı’nda tenha bir benzin istasyonu…Beyaz bir arabanın içinde 30’lu yaşlarında tek başına bir adam. Esmer, zayıf, kısık gözlü. Saçları yanlardan 2 numara, üst kısımları ise biraz daha uzun.

 

Arkadaşının gelmesini beklerken işaret parmağını diğer elinin üstündeki dövmede yavaşça gezdiriyor. Gözleri kolundaki jilet izlerine dalmışken zihni anılarında boğuluyor. Yaşadıklarını hak edip hak etmediğini düşünüyor. Göz kapakları yavaşça inip kalkarken birden benzin istasyonundan gelen silah sesi duyuyor ve olduğu yerde zıplıyor.

 

 

Bir el daha…

 

 

Peş peşe gelen pompalı tüfeğin tok patlamaları benzin istasyonunu inletirken adam arabanın içinde donup kalıyor.

 

 

Etrafa atılacak boş kovan kalmadığında dışarıya açılan ofis bölgesinin kapısı yavaş yavaş aralanıyor. Adamın biri arkasında bıraktığı kan iziyle sürünerek dışarı çıkmaya çalışıyor.

 

 

İnleyerek birkaç metre süründükten sonra geride bıraktığı ofisin kapısı bu sefer sert bir şekilde açılıyor ve içeriden elinde pompalı tüfekle 20’li yaşlarının sonunda, beyaz tenli, kirli sakallı, kısa kıvırcık saçlı bir adam çıkıyor.

 

 

 

 İlk Cinayetini 14 Yaşında İşlemiş Biri

 

 

Bütün olay boyunca arabada bekleyen adam araçtan fırlar ve belindeki kuru sıkı tabancayı eline geçirdiği gibi tüfekli adama doğru koşmaya başlar. Diğer adam tüfeğini yerdeki görevlinin başına yaklaştırır.

 

 

Görevli başını çevirir ve abi istediğini al. Ne istiyorsan al ! Allahını seversen öldürme beni ! , diye yalvarır.

 

 

İlk cinayetini 14 yaşında işlemiş, zihni uyuşturucunun etkisi ile sakat kalmış biri için boş sözler…

 

 

Tüfeğin kustuğu saçmalar adamın kafasını parçalar. Elinde tabanca olan adam ofisteki ve dışarıdaki boş kovanları toplarken tüfekli olan cesetin üstünü arayıp bulduğu paraları az önce kasadan aldıklarını koyduğu arka cebine koyar. İkili koşarak arabaya binerler ve benzinlikten ayrılırlar.

 

 

 

Turk Spree Katiller Otoban Katilleri
Otoban Katilleri Yiğit Bekçe(önde) ve Mehmet Karahasan (arkada)

 

 

             “ Bütün istasyonlarımız, ilimizde ve çevre illerimizde 21 ve 22 olaylarıyla ilgili akşam yazdırmış olduğum plakayı 54 HP 185 beyaz renkli Şahin otomobil, sağ ön kapısında ‘ Dalgana bak.’ yazılı ibare mevcut. Araç içerisinde 2 kişi bulunuyor. Aracı gören ekip takviye ekiple kontrol yapacak, tek başına kontrol yapmayacak. Bölgelerinde 24 saat esasına göre hizmet verenler konuyla ilgili mutlaka bilgilendirilecek.”

 

 

Telsizlerde duyulan bu anonstan sonra polislerin katilleri kısa zamanda yakalamasını beklersiniz değil mi ?

Ama öyle olmadı…

 

 

Hem de hiç.

 

 

Ev işlerinde karısına ve annesine yardım eden ağırbaşlı Mehmet Karahasan (28) ve Boyacı Naci’nin oğlu Yiğit  Bekçe(33) 20-23 Ekim arasında 7 kişiyi öldürdüler. Benzinlikte öldürdükleri Mehmet Çakır üçüncü kurbanlarıydı.

 

 

 

 

Katillerin Hayatları

 

 

Başkent 3 adı sitenin inşaatında tanışan ikilinin ahbaplıkları kısa zamanda iş saatleri dışına taşmıştı. Geceleri inşaat içinde veya arkadaş evinde uyuşturucu alıp üstüne alkolle cila çekiyorlardı.

Günler geçtikçe sohbet konuları daha da geçmişe kayıyor, ilk sohbetlerde es geçilen detaylar yeni yeni ağızlardan dökülüyordu. Karanlık ve dertli geçmişleri iki arkadaş arasında sessiz bir bağ kurmuştu.

 

 

Mehmet Karahasan 14 yaşındayken ablasına sarkıntılık eden zengin bir aile çocuğunu-aileler araya girmesine rağmen- ablasından uzak tutamayınca çareyi çocuğu öldürmekte bulmuştu.

 

 

Rahşan Affı ile dışarı çıktığında yeni kuracağı hayatla ilgili uyanıkken bile rüyalar görüyordu. İyi kötü kendisini geçindireceği bir iş bulacak, akşamları arkadaşlarıyla keyif çatacaktı. Kim bilir, belki güzel bir kısmet de onu bekliyordu ? Güzel gündüz rüyaları…

 

 

Ama gündüz veya gece, güzel rüyaların acı bir gerçekle bitme gibi bir eğilimleri var.

İnsanları hesaba katmamıştı Mehmet. Onların, işlediği cinayeti anlayışla karşılayacağını ve cinayetten hapse düşmesini belli bir süre sonra unutacaklarını düşündü belki de.

 

 

           Maalesef çizgiyi bir kere geçtiniz mi geri dönüşü olmuyor. Artık katilsiniz, değil mi ?

 

 

Bu yüzden toplum tarafından dışlanan, iş bulamayan, bulduğu zaman da uyduruk işler emanet edilen Mehmet Karahasan kimsenin güvenini kazanamayacağını anlamıştı. Ne yazık ki insanlara duyduğu nefret günbegün büyüdü.

 

 

 

 

Pişmanlık Var mı ?

 

 

Yıllar sonra art arda cinayet işlediğinde bile kendisini katil olarak görmediğini dile getirdi.

 

İlk cinayetini düşündüğünde kendisini namus koruyuculuğu yapan bir adalet sembolü olarak mı görüyordu ? Son katliamında kendisini dışlayan insanları cezalandıran bir intikamcı mıydı ?

Katillerin psikolojisini anlamak zor bir iş gerçekten…

 

 

İlk defa 17 yaşında hırsızlık suçundan hapse giren Yiğit Bekçe’nin son kontrollerde adam yaralamak, gasp, uyuşturucu cinayeti de dahil olmak üzere toplam 35 ayrı suçtan sabıkası bulunuyordu.

 

 

 

“ Beni hep arkamdan vurdular biliyor musun ? “

 

24 Kasım 2010’da Radikal Gazetesi’nden gelen Ezgi Başaran’a bu şekilde hayıflandıktan sonra ekledi :

 

 

“ Bense beni vuranları Gemlik Meydanı’nın ortasında vurdum. Kendimi böyle gösterdim.”

 

 

Yiğit Bekçe’nin önce hayattaki en iyi dostu ardından da en büyük düşmanı olan Merih Güven’e göre Yiğit’in çok büyük bir ikna kabiliyeti vardı. Çevresindekilere inanılmaz güven yayan bir insandı. Yani Mehmet Karahasan’ı da yanına çekmesi hiç zor olmamıştı.

 

 

Medyanın Otoban Katilleri adını verdiği seri katiller 6 farklı şehirde, 2000 km. boyunca hiçbir özellik gözetmeksizin 7 kişiyi öldürüp 2 kişiyi yaraladılar. Yakalandıklarında Yiğit Bekçe kendisini çekmek ve ona soru sormak isteyen gazetecilere tekme atıp “ Zevk için öldürdüm lan !” diye bağırdı.

 

 

 

 

Nasıl yaptın be oğlum, nasıl ?

 

 

 

Otoban katilleri ,söylediklerine göre, birer saatlik avlu molalarıyla günlerini F Tipi cezaevinde tek kişilik hücrelerinde geçiriyorlar artık. Gazeteci Ezgi Başaran malum soruyu sormadan onlar cevap veriyorlar:

 

 

“ Neden yaptım ? Bilmem, oldu işte…Bir şekilde oldu.”

 

 

Mehmet Karahasan kızını çok özlediğini söylüyor.

 

 

Yiğit Bekçe ise ablasıyla eniştesinin çocuklarını bahane edip ziyarete gelmediklerini sadece annesinin kendisini görmeye geldiğini söylüyor.

Her konuşmaya “ Nasıl yaptın be oğlum, nasıl ?” diyerek başladığını ve ağladığını anlatıyor.

 

 

Gazetecinin hapishanedekilerle nasıl geçindiğini sorduğunda en zoru da o işte, diye cevap veriyor Yiğit Bekçe.

 

“ Böyle iğrenç bir böcekmişim gibi bakıyorlar ya, işte o çok kötü. Berbat bir his. Herkes rahat etsin yani, cezamızı çekiyoruz.”

 

 

Röportajın sonu bu olabilir ama olayın asıl başlangıç noktası şu Yiğit Bekçe ile gazeteci arasındaki şu diyalogda yatıyor bence :

 

“ Sen benim babam nasıl öldü biliyor musun ?”

“ Nasıl ? “

 

“ Akli dengesi bozuk bir adam sahilde yürürken birden etrafındakilere bıçak sallamaya başlıyor. Öyle kafasına göre, gelişigüzel…4 kişiyi bıçaklayarak öldürüyor. Üçüncüsü hamile bir kadın. Dördüncüsü babam.”

.

.

.

Spree : Alem, cümbüş.

 

Spree katiller ve seri katiller arasındaki en önemli fark spree katillerin kurbanlarını rastgele seçmeleri ve cinayetleri birkaç saat veya birkaç gün içerisinde işlemeleri.

 

 

Yazıyı bitirirken ufak bir not düşmek istiyorum.

Amerika’nın aksine bizim topraklarımızdan çıkan seri katiller sinemada kendilerine çok yer bulamıyorlar. Ortaya çıkan seri katil filmlerinin de polisiye sinemanın hakkını çok verdiğini söyleyemem.

Türk seri katil filmlerini özenti bulduğumdan değil, türe yeni bir şey katmadığı ve karakterler bize ait olsa bile filmin işleyiş olarak birebir Amerikalı türdeşlerini taklit ettiklerini düşündüğümden böyle söylüyorum.

 

Konuyla ilgili detaylı düşüncelerimi Seri Katil Filmlerimiz Gerçekçi Mi ? yazımda bulabilirsiniz.

 

 

Not : Otoban Katilleri’ne ait bu yazıyı Radikal Gazetesi’nin 24.10.2010 tarihindeki Ezgi Başaran’nın katillerle röportajı, 28.10.2006 tarihinde Yeni Şafak Gazetesinde yayınlanan Elif Yıldız’ın Yiğit Bekçe’nin eski arkadaşı ile olan röportajı ve benim haber ilk çıktığında akşam haberlerinde izlediğim görüntüleri bir araya getirerek yazdım.

 

 

 

  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share

Yorum Ekle