DVD'lere Hayatını Yatıran Adam |

DVD’lere Hayatını Yatıran Adam

DVD’lere Hayatını Yatıran Adam

 

 

 

Sinemaya olan sevgim rüya gibi geliyor, çünkü başını hatırlamıyorum.

 

 

İlk kıvılcım nerede başladı ; beni ne, nasıl etkiledi inanın hatırlamıyorum. Neden tiyatro, resim, müzik değil de sinema bilmiyorum.

 

Tek bildiğim Cine 5.

O dönemi bilenler hatırlayacaktır, bir zamanlar televizyondaki sansürlerden ve reklamlardan bıkanlar için Cine 5 ilaç gibiydi.

Ücretli, şifreli ama ilaç gibi.

 

Yerimden kalkmadan aralıksız film izlemeyi inanılmaz seviyordum. Hele ki Batman’in filmi varsa. O dönem Batman Daima ve Batman & Robin filmlerinin olduğu, karakterin ciddiyetini kaybettiği dönemdi ama ben de çok bunu dert edecek yaşta değildim.

 

Her ay Cine 5’in eve gönderdiği içinde yayın akışı da olan dergiden Batman filmlerinin gösterim günlerine ve saatlerine bakıyordum. Son defa yayınlanacağını öğrendiğimdeki üzüntümü hiç unutmadım.

Bir daha hiç izleyemeyeceğim, diye mahvolmuştum. O son gösterimi izlerken bu sahneyi son izleyişim, bu müziği son duyuşum diye üzülüyordum.

 

 

İnternet bugünkü gibi değildi o zaman. Youtube var mıydı onu bile hatırlamıyorum. Bizim evde olmadıkları kesindi…

 

 

 

İLK GÖZ AĞRISI

 

 

Bu hüzün dolu ayrılığın üzerinden birkaç yıl geçti.

 

 

İstanbul’a annemin halalarının yanına ziyarete gitmiştik.

Lüks mağazaların ve kafelerin olduğu bir caddede yürürken (büyük ihtimalle Bağdat Caddesi’ydi)  gözüme büyükçe bir D&R mağazasının takıldığını hatırlıyorum. Aile bireylerine hayırlı günler dileyip doğrudan mağazaya, VCD’lerin olduğu reyona gitmiştim.

 

Evimizde  daha VCD oynatıcı yoktu ama önemli değildi benim için. Hele bir filmi alayım da, oynatıcısı er ya da geç alınır elbet diye düşünmüştüm.

Onlarca VCD ‘yi hiç üşenmeden teker teker inceledim ve heyecanla geçe bütün o debelenmenin sonunda dünyalar benim oldu :

 

Batman Daima’nın VCD’sini bulmuştum !

 

İnanılmazdı, artık istediğim kadar izleyebilecektim. Gösterim saatini kaçırmaymış, reklamış, şifreli kanalmış bunlar sorun değildi artık.

Bu film her sabah uyandığımda yanımda olacaktı.

 

Bu mutluluğu yaşamamla beraber diğer sevdiğim filmlerin teker teker ekibe dahil olması gecikmedi tabi.

 

O dönemde ailemden aldığım aylık zırt pırt orijinal VCD almama yetmiyordu, bu yüzden büyük çoğunlukla sokaktaki korsan satıcılardan almaya başlamıştım filmleri.

 

Yalnız sokakta satılan filmlerin de çekim ve cd kalitesi ancak kaldırım kadar temizdi.

Berbat sinema çekimleri mi dersiniz, tam filmin başında veya en güzel yerinde takılan ve hata veren cd’ler mi dersiniz..

 

 

 

Abi Matrix Revolutions’u versene diyorum, içinden Reloded çıkıyor.

Abi bu yanlış film diyorum, arkadaki kutudan bir tane veriyor dvd oynatıca ” Hata – Disk Bozuk ” yazıyor.

 

 

Ya arkadaşlar gittim Tobey Maguire’nin oynadığı ilk Örümcek Adam filmini aldım, filmin son 10 dakikasında cd takılıyor sonra havuz başı pornosu başlıyordu !

 

 

Sizi de sizin yapacağınız işi de…

 

 

 

 

 

BİR İŞİ YAPACAKSAN DÜZGÜN YAPACAKSIN

 

 

 

Bir daha korsana tövbe ettim ve idareli kullandığım paramı biriktirerek orijinal VCD almaya başladım.

Kutuları çok şıktı ve filmleri hiç bir sorun yaşamadan rahatlıkla izliyordum. Gerçekten suda boğulurken oksijen tüpü bulmak gibiydi.

 

Sonra DVD geldi. Roland Emmerich’in yönettiği Yarından Sonra filminin DVD ‘sini almıştım ilk olarak. Babamla sinemada izlemiştik filmi ve ikimiz de bayılmıştık.

 

DVD ‘lerin  başk güzel tarafları da vardı : filmi orijinal dilinde izlemek ve kamera arkası.

Özellikle izlediğim kamera arkası görüntüleriyle insanların film çekerken ne kadar zorlandıklarını gördüm. Böylece korsan yerine orijinal film alma konusundaki tutkum daha da arttı.

Çünkü ben de bir film yazsam, çeksem veya kitap yazsam hakkımı almak isterdim. ( İstiyorum da 🙂 )

 

 

DVD’lerimin sayısı günden güne arttı, dolaplara çekmecelere sığmaz oldular.

Annem DVD’lere harcadığım paraya ve sürekli film izlememe ara sıra söylense de dolaplarımı ve çekmecelerimi açıp film arşivime bakmamın benim için yıllar boyunca en büyük meditasyon olduğunu bilmiyordu.

 

 

 

 

SAKINAN GÖZE ÇÖP BATAR MI ?

 

 

 

Aklınızın alamayacağı kadar nemli, boğuk, cehennem stajı ayarında bir Adana gecesi…

 

Lise öğrencisi olan bendeniz, ertesi gün sınavım olduğu için cep telefonumun alarmını kurup telefonu başucuma koymuştum. Niyetim erken kalkıp biraz daha ders çalışmaktı.

 

Aslında uykum yoktu, bunu ben de üzerimdeki tek kıyafetim olan boxer külodum da gayet iyi biliyorduk.

 

Ertesi günkü sınava çalışmam gerektiğini ama canımın deli gibi yeni aldığım DVD+ dergisini okumak istediğini hatırlıyorum. Böyle ikilemlerde kalmaktan artık bıktığımı hatırlıyorum.

 

 

” Sinema seçersem para kazanabilir miyim ? Kurosawa’nın bile iki kere intihara kalkıştığı bir sektörden bahsediyoruz yani.. Herkes Elektrik Mühendisliği’nde iş olduğunu söylüyor ama mutlu olur muyum  o zaman ondan emin değilim. Mühendisliğe de yakın hissediyorum aslında kendinimi..Offf…”

 

 

Karşı duvardaki kitap raflarımın en tepesinde duran Frank Miller’ın yazdığı Daredevil Man Without Fear çizgi romanına bakıyorum. Daredevil’i ve o çizgi romanı ne kadar sevdiğimi düşünüyorum. İleride çekeceğim Daredevil filminin hayalini kurarak uykuya dalıyorum.

*

*

*

 

Annem sabah polis baskını yapar gibi dalıyor odama. Aniden açılan kapının sesine ve yanan ışığa tepki olarak olduğum yerden sıçrıyorum.

 

” Oğlum kalk, eve hırsız girmiş galiba. ”

 

Annemin ne dediğini, ve bunun ne demek olduğunu, idrak etmem birkaç saniye sürüyor. Annemi kollarından tutuyorum.

 

” İyi misin anne ?! Hırsız nerede ?! ”

” Yok evde değil oğlum, gitmiş.”

” Abim ? ”

 

Abim odasından bağırarak iyi olduğunu söylüyor.

 

Sonra bir anda dona kalıyorum.

Gözlerim büyüyor, annem bendeki tuhaflığı görünce iyi olup olmadığımı soruyor. Anneme cevap vermeden ışık hızıyla DVD ‘lerimin olduğu dolaba koşup kapağını açıyorum.

Göz bebeklerimle lazer yazıcı gibi bütün filmleri tarıyorum.

 

Dolabın açık kapağının arkasından şebek gibi sırıtan suratımı çıkarıyorum.

” Anne filmlerim burada ! DVD ‘lerimi almamış, hepsi burada ! ”

 

Annem normal bir insanın vereceği tepkiyi veriyor :

” Oğlum sen manyak mısın ?!  Cüzdanın nerede telefonun nerede ona bak, ne filmi ya ?! ”

 

Aa evet, onlar…yoklar. Saatim de dahil.

Abimin telefonu ve cüzdanı da kayıplarda. Allah’tan annemin yattığı odaya girememiş.

 

Validenin tilki uykusu meşhurdur.

 

 

 

  • 4
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    4
    Shares

Yorum Ekle