Tacizi Unutmak : Tacize Uğrayanlar Ne Yapmalı ? |

Tacizi Unutmak : Tacize Uğrayanlar Ne Yapmalı ?

Tacizi Unutmak : Tacize Uğrayanlar Ne Yapmalı ?

Namusun yerdeki sakız gibi çiğnendiği bir dünyada tacize uğrayan kişi sayısı her saat artıyor ne yazık ki. Kız, erkek, büyük, küçük, insan, hayvan ayırt edilmediğinden ciddi bir güvensizlik kol geziyor içimizde. Bu yazıda bu sorunun öncesine yani taciz olayının önüne geçilmesi için yapılması gerekenlerden çok madurlara yardımı dokunabilecek konulardan bahsetmek istiyorum. Tacizi unutmak gibi…

 

 

 

 

2002 Dokuz Eylül Üniversitesi mezunu, MEB çalışanı Berna Zerenoğlu ile bu konuyla ilgili bir röportaj yaparak yaşadıkları tacizi unutmak için uğraşan veya yakınındakilere bu konuda yardım etmek isteyenlere rehber olacak bir yazı hazırladık. Tacize uğrayanlar ne yapmalı, tacizi unutmak mümkün mü, bir çocuğun istismara uğradığı nasıl anlaşılır, tacize uğrayan çocuğa nasıl davranılmalı gibi konularla ilgili Berna Hanım tecrübelerini paylaştı bizimle.

 

 

Desteği için kendisine teşekkürü borç bilirim, onun gibi etrafına yararlı insanlara ülkemizin çok ihtiyacı var gerçekten.

 

 

 

 

ZİFİRİ SANAT RÖPORTAJ 4

TACİZİ UNUTMAK

 

 

 

Berna Hanım Merhaba, öncelikle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz ve tecrübelerinizi, düşüncelerinizi paylaşmayı tercih ettiğiniz için çok teşekkür ederim.

 

Bu röportajda cinsel tacizin sebeplerinden ve nasıl gerçekleştiğinden çok, tespiti ve tedavisi ile ilgili konuşmak istiyorum; bu konuda da yaptığınız çalışmalar önemli bir bilgi kaynağı olacaktır bizim için.

 

Bu travmatik olayı yaşayanların iyileşme sürecine geçmeden önce röportaja  kısaca problemin kaynağı ile ilgili bir soru sorarak başlayayım :

 

 

SORU

 

 

  • Cinsel tacizin kur artışı veya maç sonuçları kadar sık konuşulduğu bir ülkede yaşıyoruz. İşin daha da kötüsü haberlerden gördüğümüz kadarıyla yabancılardan çok ailesi, arkadaşı veya öğretmeni, kısaca tanıdığı insanlar tarafından tacize uğrayanlar çoğunluk durumda.

 

“ Korkar, utanır konuşamaz. “ düşüncesi mi tacizcileri yakınlarındakilere musallat olmaya itiyor ?

 

 

 

………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

 

 

 

 

……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………….

 

 

 

CEVAP

 

 

Bunun pek çok sebebi var aslında. Ama utanmak mı korkmak mı derseniz korkar kısmı daha büyük etken çalıştığım yaş grubunda. Çocukların en büyük ihtiyacı sevilmek ve değerli hissetmek, en büyük korkusu ise ailesinin ve yakın çevresinin kendisini sevmemesi, istememesi ve onları kaybetme korkusu.

 

İstismar vakalarında pedofililer çocukların bu korkularını “ ailen seni sevmez, bu sırrı birine söylersen sana inanmaz, sana veya ailene zarar veririm” gibi tehditlerle kullanıyorlar ve çocuğun sessiz kalıp boyun eğmesini sağlıyorlar. Bir başka yönü de hiç kimsenin güvendiği, ailesinin bir parçası  olan ya da aileden gibi gördüğü bir yetişkinden şüphelenmemesi ve kurbana erişebilirlik düzeyinin yüksek olması.

 

“ O senin abin, kuzenin, komşu deden..” gibi kalıplar da çocukların konuşmamasına neden olan söz kalıpları. Çalıştığım ailelerin çoğu olayı ilk öğrendiklerinde kabullenmekte çok zorlanıyorlar. Aldığım ilk tepki “hocam emin misiniz, bir yanlış anlama olmasın” oluyor.  Anne babalar kendilerine öğretilmiş örf ve geleneklerimize dayalı sosyal algıları pozitif ön yargıları nedeniyle çocuklarını sorgulayabiliyorlar.

 

Çocuk kendisini dinlemeyen yetişkinlerle bir süre sonra konuşmaya çalışmaktansa içine kapanıyor. Günümüzde özellikle 5-8 yaş arası çocukların özel alan, kişisel sınır, özel bölge, mahremiyet konularında bilinçlendirilmeleri gerekiyor. Cinselliği yaş döneminden dolayı anlamlandıramayan çocuk tanımlama nasıl yapabilir?

 

 

 

 

 

Utanma kısmı ise cinsellikle ilgili tabularla, ayıplarla büyütülen çocuklarda daha fazla gördüğümüz bir duygu. İstismarda bulunan yetişkinin “ sen de istedin, senin suçun, senin de hoşuna gitti, sen de beni seviyorsun, bana zarar gelsin ister misin, seni hiç sevmem oyuncak almam” cümleleri çocuklardaki öğretilen üzerine kendilerini suçlamalarına kendilerinden ve yaşadıkların utanıp saklamaya çalışmalarına neden oluyor.

 

Bundan dolayı okul öncesi dönemden itibaren mahremiyet eğitimi çocuklara verirken eş güdümlü olarak ailelere de ihmal-istismar, çocuklarda mahremiyet konulu eğitimlerin verilmesi çok önemli. Bu eğitimleri verirken aileler genellikle bu konuyu çocuklarıyla nasıl ve ne kadar konuşmaları gerektiğini bilmediklerini, bundan çekindiklerini, sorulacak sorulardan korktuklarını ya da kendilerine de kimsenin büyürken bir şey anlatmadığını vurguluyorlar. Bizlerse çocukların potansiyel kurban oldukları günümüzde aileler de çocukları ile konuşabilsin, çocuklar yaşadıkları her hangi bir olayı ailelerine anlatabilsinler istiyoruz.

 

Cinsel istismar göz kırpmadan başlayıp tecavüze varan davranışların tümünü içerir,  geniş çaplı bir şiddet eylemi sonuçta. İstismarcıların %96’ sı erkek, %63,5’ i çocuğun tanıdığı bir kişi, %25’ i ensest dediğimiz 1. veya 2. derece akraba. Yani çocuğu sokağa salmayarak koruduğumuzu düşünürken bile risk devam ediyor.

 

 

 

 

Toparlayacak olursam çocuklar yaşadıklarını kendine inanılmayacağı korkusu, ailesine veya kendisine zarar verileceği kaygısı ve koruma içgüdüsü, tehdit ve manipülasyonlar, cinsellikle ilgili bilgi donanımı olmadığı için nasıl anlatacağını nasıl tanımlayacağını bilememe çaresizliği, vaka ensest ise sevdiğini bir yakını ona zarar verse de onu koruma ihtiyacı hissetmesi, dışlanma, suçlanma, cezalandırılma korkusu nedenleri ile anlatmak istemiyor.

 

 

SORU

 

  • Tanıdığı biri tarafından rahatsız edilen bir çocuk ile yabancı biri tarafından tacize uğrayan çocuğun belirtileri arasında fark var mı ?

 

 

CEVAP

 

 

Bunu yanıtlamadan önce ufak bir veri paylaşmak istiyorum : istismara uğrayan çocukların %30’ u 2-5 yaş , %40’ı 6-10 yaş, %30’u da 11-17 yaş arasındaki çocuklardan oluşuyor. Yani ülkemizdeki istismar vakalarının %70 ‘ i küçük yaş grubu.

 

Toplum olarak medya sayesinde çocuk istismarına karşı daha duyarlı hale geldik. Sokakta çocuklar oynarken izlemeye kontrol etmeye başladık. Yani yabancı insanların istismardan korkmasını sağladık. Çocuklar da yabancı insanlara karşı daha temkinli hale geldi.

 

Biz buna önleyici tedbir diyoruz ama çocuğun yaşına, zihinsel olgunluğuna, büyüdüğü aile ortamına, sosyal duygusal gelişimine göre değişken bir durum olduğunu da belirtmem gerek. Yabancı bir yetişkinin istismarına maruz kalan çocuk ailesine hemen söyleyebiliyor ya da sokaktan korku panik içinde gelen çocuğu ile ilgili aileler hemen ilk olarak bu durumdan şüphelenebiliyorlar.

 

 

Yakın çevreden gelen istismarların anlaşılması ya da çocuğun tepkilerini anlamak daha zor olabiliyor. Yabancı ya da tanıdığı birinin istismarına uğrayan çocuğun ilk reaksiyonlarını bu açıdan bakıp ayırsak bile maruz kaldıkları yaşantı aynı olduğu ve istismarın türüne, şiddetine göre değiştiği için gösterdikleri ortak belirtilerden bahsetmek daha yerinde olur.

 

 

0 – 3 yaş arası çocuklarda yeme ve uyku bozuklukları (bu tüm yaşlarda görülebilen bir değişim), yabancılardan aşırı derecede korkma, anneye her zamankinden daha düşkün olma, üzerini giyip çıkarırken yaş düzeyinde görülen oyunlaştırma inatlaşma davranışları dışında ve çok şiddetli travmatik tepkiler verme, duygusal olarak her şeye ağlama, hırçınlık vb davranışlar görülebiliyor.

 

2 yaş sendromunda da görülebilen davranışlarla benzer bir tablo ama tepkilerin şiddeti, süresi, daha önce vermediği tepkiler geliştirmesi dikkat etmemiz gerek nokta.

 

3-6 yaş döneminde ise genellikle regresyon dediğimiz bebeklik çağına geri dönüş ( bebeksi konuşma, parmak emme, altına kaçırma, anne kucağından inmeme vb), içe kapanma, beslenme ve uyku problemleri, konuşmaktan kaçınma sessizleşme ya da her söylenene şiddetli öfkeli yüksek sesle tepki verme ilk etapta öne çıkan belirtiler.

 

5 yaş dönemi çocukların cinsel kimlikleriyle özdeşleştikleri dönem. Cinsel kimlik rollerine bürünürken cinsel taklit oyunları, mastürbasyon görülebilen ve süreç içerinde sönme yaşanan davranışlardır. İstismara uğrayan çocuklarda cinsel oyunların çok sık ve devamlı olması, mastürbasyonun çok yoğun olması, kafa karışıklığı, korku utanma, suçluluk hissi, çaresizlik ve kirlenmişlik duygusu fiziksel ve duygusal olarak gördüğümüz tepkiler.

 

6-12 yaş grubunda sosyal içe çekilme, evden/okuldan kaçma ya da gitmek istememe, öğrenme bozuklukları, fizyolojik kökeni olmayan karın ve baş ağrısı şikayetleri (somatik belirtiler), başarının düşmesi, daha önce var olmayan takıntılı davranış ve düşünceler, cinsellikle ilgili çok fazla sorgulama, huzursuzluk, depresif tepkiler, yeme-uyku bozuklukları görülebiliyor.

 

13-17 yaş grubunda şu ana kadar saydığım belirtilerin dışında korkuların günlük hayatı olumsuz etkileyecek şekilde olması, ergenlik dönemi ile gelen duygu durum değişiklikleri ile karıştırılabilse de suçluluk duygusu, öfkeli takıntılı davranışlara madde kullanımı, riskli cinsel davranışlar ve sindirim sistemi bozuklukları da eşlik edebiliyor.

 

Vakaların %50’ sinde travma sonrası stres bozukluğu görülüyor. Olay sonrasında yaşadıklarını çağrıştıran bir hareket bir nesne gördüklerine olayı baştan tekrar tekrar yaşama hissi, yetişkinlerle olan duygusal, sosyal , dokunsal ilişkilerinde bozulmalar, uykuya dalmakta zorlanma ve kabus görme, düşük benlik algısı da çocuklarda görülen ortak belirtiler.

 

 

 

SORU

 

  • Bir çocuğun istismara uğradığı nasıl anlaşılır; erkekler ve kızlar arasında farklı belirtiler oluyor mu ?

 

 

Tek başına tacizi unutmak mümkün mü ?

Cevap

 

Çocuk istismara uğradığını anlatmasa da yukarıda saydığım davranış değişimlerine dikkat eden bir yetişkin doğru yaklaşımla çocuğun kendisi ile konuşmasını sağlayabiliyor. Kız-erkek çocuklarda duygusal tepkiler genellikle ortak.

 

Ancak önemli bir nokta var, istismara maruz kalan kız çocukları güven duygusunu doyurma amaçlı erkek çocuk ve yetişkin figürleri ile yakın arkadaşlık kurma eğilimindeyken erkek çocuklar bunun tam tersi tepkiler verebiliyor. Normalde oynadığı, zaman geçirdiği kız arkadaşlarını reddetme, ergenlikte karşı cinse hissedilen duygulara tepkisellik gelişebiliyor.

 

 

SORU

 

  • Bu noktada sorunu fark edenlere de çok zor bir iş düşüyor tahminimce. Çünkü her ne kadar sakin ve kibar yaklaşsanız da bazı madurlarda durumu reddetme oluyordur değil mi ? Veya öfke patlamaları vs…

 

 

Cevap

 

Çocuk aslında  yaşadığı, altından kalkamadığı bir sorun olduğunun ipuçlarını daha önce bahsettiğim davranışlarla bize veriyor söyleyemese de.

 

Cinsel bilgi eksikliği, yaş grubu ya da öğretilerden dolayı direk anlatamasa da, saklamak istese de duygusal değişimleri yetişkinlerin çok iyi analiz etmesi gerekiyor. Çocuklardan söz ediyoruz. Çocuk neşedir, hareketliliktir doğası gereği.

 

Neşesi aniden kaybolup tam tersi bir kişiliğe bürünen çocukların hayatlarında vefat, boşanma, aile içi geçimsizlik, sağlık sorunu vb travmatik bir öykü yoksa farklı bir açıdan değerlendirmek gerekir.

 

 

SORU

 

  • Genel olarak tacize uğrayan çocuğa nasıl davranılmalı ? Cinsel istismara uğrayan çocuğun tedavisi için ne gibi yöntemlere başvurulabilir ?

 

 

Cevap

 

Aileler bazında düşünürsem öncelikle ailenin çocuğuna inandığını, suçlamadığını hissettirmesi çok önemli. Bu çocuğun duygusal boşalımını sağlar yani sağaltımın başlangıcını. Ailenin kendi suçluluk, kaygı, öfke vb duygularını söylemlerini çocuğa yansıtmaması gerekiyor.

 

Çocuk güvende hissettiği ölçüde olayı anlatma cesaretini kendinde bulur. Bazı vakalarda aileler konuyu ya nasıl konuşacaklarını bilemez ve susar ya da yaşanan tacizi unutmak için sessiz kalmanın yeterli olacağını düşünür. Ama aslında bu çocuğun dünyasında değersizlik, suçluluk gibi duygular yaratabilir. Aileler terapi sürecine dahil olarak bilinçlenerek ve kendi travmalarını sağaltarak çocuklarının yanında durmalıdırlar.

 

İstismara uğrayan bir çocukla bu konu yetişkin istediği için değil kendisi hazır olduğu zaman konuşulması gereken bir durumdur. Çocuğun kişisel sınırlarını ihmal edici her davranış farklı bir etkiye neden olacaktır.  Çocukların tedavi süreci yaşanan istismarın boyutuna ve çocuğun yaşına göre değişkenlik gösterebilir.

 

Erken çocukluk döneminde psikodinamik oyun terapileri en sık başvurulan yöntemdir. Cinsel taciz madurlarında travma modeline dayalı psikoterapi yöntemleri ve uzman görüşü ile ilaç tedavisi kullanılır.

 

……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

 

Bu konuyla ilgili Youtube’ta bulduğum önemli videoları da paylaşmak istedim

 

 

 

 

…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

 

TACİZİ UNUTMAK İÇİN NE YAPILMALI ?

 

 

 

SORU

 

  • Peki dışarı açılamayanlar için sorayım, tacizi unutmak mümkün mü ? Travmatik anıların etkisi nasıl azaltılabilir ?

 

 

Cevap

 

Tacizi unutmak mümkün mü” maalesef en sık karşılaştığımız sorulardan biri.

İstismara uğrayan çocuk ihtiyacı olan desteği alamazsa travmatik etkiler yetişkinlik dönemine kadar onu takip ediyor. Unutkanlık, bağlanma sorunları, cinsel sorunlar, özgüven problemleri, ebeveyne karşı güvensizlik ve kendi ebeveynlik becerilerinde bozukluklar, beyin gelişiminde sorunlar oluşuyor.

 

Çocuklukta yaşanan süreğen ya da ağır travmalar erişkinlerin beyin gelişimlerini olumsuz etkileyebiliyor, nöronlar arası bağlantılarda zayıflık, beyin aktivitelerinde yavaşlama görülebiliyor. Konuşulmayan bir yaşantı bir süre bilinçaltına itilip bastırılabiliyor savunma mekanizması ile ama bu herkesin düşündüğü şekilde  unutulduğu, kendi kendine iyileştiği ya da bireyin üstesinden geldiği anlamına gelmiyor.

 

Travmatik anıların etkileri her türlü psikiyatrik rahatsızlık olasılığının önünü açtığı için çocuğun ya da çocukluğunda istismar öyküsü bulunan yetişkinin bu yaşantıları anlamlandırması, daha katlanılabilir bir zihinsel çerçeveye oturması önemli. Bunu başarabilmesi için de psikoterapi desteği ve gerekli durumlarda da ilaç tedavisi görmesi gerekiyor.

 

 

SORU

 

  • Devletin bu konuyla ilgili hizmetlerinden bahsedebilir misiniz biraz da ? Tacize uğrayanlar ne yapmalı ?

 

 

Cevap

 

Bir çocuk istismara uğradığına yönelik herhangi bir cümle kurduğu anda doğru mu hayal ürünü mü diye düşünülmeden bildirimde bulunmak vicdani sorumluluk bir yana tüm vatandaşlar için yasal zorunluluktur. (TCK 278. Madde Her vatandaş çocuğa karşi işlenmekte olan istismar suçunu bildirmekle yükümlüdür)

 

Öncelikle herkesin bunu bilmesi gerekiyor.  İstismara uğrayan, yaşadıklarını anlatabilecek yaşta bir çocuk ya da ergen ise ailesine, öğretmenine veya okuldaki rehber öğretmenine veya en yakın emniyet birimine bildirimde bulunmalı. Bildirimi bir yetişkin yapacaksa  155, 156 (Jandarma), 183 ( Aile Ve Sosyal Politakalar Bakanlığı Sosyal Destek Hattı), Aile Ve Sosyal Politakalar Bakanlığı İl Müdürlüğü, Emniyet-Çocuk Şube Müdürlüğü- Karakollar, Çocuk İzlem Merkezi (ÇİM) veya Cumhuriyet Savcılığı’ ndan destek alabiliyor.

 

 

Eğer istismarın boyutu cinsel ilişki içeriyorsa bu bildirimlerin 24 saat içerisinde yapılması adli bulgular açısından çok büyük önem taşıyor.  Devletimiz çocuğun ruh sağlığının bozulması veya etkilenmesi halinde Çocuk Koruma Kanunu 5. maddesi gereğince Çocuk Mahkemesinden Sağlık Tedbiri kararı alarak çocuğun ücretsiz şekilde psikolojik destek almasını sağlıyor.

 

Okul çağındaki bir çocuksa Danışmanlık Tedbiri kararı ile okulda bulunan psikolojik danışman ve rehber öğretmen veya okul psikoloğu tarafından süreç işletiliyor.

 

 

Önemli Not : Berna Hanım son soruya verdiği cevabı bilerek kısa tuttuğunu belirtti. Başvuruların nerelere yapacaklarının altını çizmenin çok daha önemli olduğunu ; devletin ağır vakalarda verdiği farklı hizmetlerden söz etmenin bu yazıyı okuyacak bir pedofile veya devası görülen bir pedofilin akrabasına da bilgi vermek anlamına da geldiğini söyledi.

 

 

 

 

RÖPORTAJ SONU

 

 

Umarım bu röportaj, kahredici anılarının içinde boğulan insanlar için bir yardım simidi olur; umarım az da olsa onlara metanet aşılar.

Tacizi yaşamak da tacizi unutmak da kolay atlatılacak sorunlar değiller, ben bunu sadece hayal edebiliyorum. Gerçek acıyı yaşayan bir kişiyi gerçekten anlamam mümkün değil elbette. Berna Hanım ile amacımız bu acıyı yaşayanlara az da olsa destek olabilmekti.

 

Bir yararımız olursa ne mutlu…

 

……………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………..

 

ÇOCUĞA ÖLÜMÜ ANLATMAK RÖPORTAJI

 

 

Röportajı Oku

 

………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

 

 

Bir sonraki yazıya kadar,

Kendinize İyi Bakın !

 

 

 

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Yorum Ekle