Perihan - Çizgi Roman İncelemesi : Bu Kızın Hayatı Film Olur ! |

Perihan – Çizgi Roman İncelemesi : Bu Kızın Hayatı Film Olur !

Perihan – Çizgi Roman İncelemesi : Bu Kızın Hayatı Film Olur !

             

 

               Kıyamet alameti mi akraba evliliği mi sadece şans mı bilinmez ama Orhan ile Hüriye’nin kızları Perihan ile ilgili ciddi bir sıkıntı var ; ne zümrüt yeşili gözleri ne zümrüdi siyah saçları ne de güzel yüzü birilerinin onu hilkat garibesi olarak adlandırmasına engel…

 

 

…Perihan’ın ağzı yok.

 

 

 

 

 

 

 

 

HER ŞER’DE BİR HAYIR VAR MIDIR  ?

 

 

 

Anüsünden diline kadar uzanan sindirim sisteminin bütün organları dalında olgunlaşmış meyve gibi dururken dudakları fermuar çekilmiş gibi kapalı.

 

Ancak bu genetik bozukluğun Perihan’ın bütün hayatı boyunca devam etmemesi ve hikayenin seviye atlaması çizgi romanın hem yazar hem de çizerlik görevini üstelenen Cem Özduru’nun çok doğru bir kararı bana kalırsa.

 

 

 

Perihan’ın tedavi olmaması elbette normal karşılanabilir ve hikaye tamamen bu konseptle de devam edebilirdi ancak küçük yaşta tedavi olması ve hikayenin bu fiziksel sorundan çok ana karakterin psikolojik sorunlarından güç alması çizgi romanın senaryosunu dinamik kılıyor, bu bir gerçek.

 

 

 

Bunun yanında genç kızın yaşadığı sıkıntıları çok başarılı bir şekilde gösteriyor Cem Özduru.

 

 

 

 

 

Yani sebepsiz yere başına gelen bu hastalığın yıllar boyunca kendine uyandırdığı sebepsiz öfke ve üzüntüyü dışa vuruş şekli, yemeklere olan merakı, müziğe ve şarkı söylemeye olan düşkünlüğü çok gerçekçi işlenmiş.

 

 

Ayrıca belirtmek isterim çizgi romandaki şarkı seçimleri mükemmel. Hem hikayenin tonuna ve karakterin ruh haline çok uyuyorlar hem de zihninizde duyduğunuz melodileriyle sizi hikayenin içine daha da çekiyorlar.

 

 

 

Ana karakterinin sıradışı hayatına sırtını yaslamayan senaryo, Cem Özduru’nun yönetiminde yan karakterleri de bol bol besliyor. Her karakter kendine has ve boş yere hikayede yer kaplamıyorlar. Özellikle hikayenin bel kemiğini oluşturan Perihan ve Zehra’nın arkadaşlığı çizgi romanın dramatik sonunu daha da etkileyici kılıyor.

 

 

 

Dramatik yapı demişken…Senaryonun bu konuda iki büyük günahı var ki bunları belirtmeden geçemeyeceğim :

 

 

  • 1) Müzik yarışması. Daha doğrusu olmayan müzik yarışması. Hani Vizontele filminde Şafak Sezer diyor ya baba akü komple yok, diye. Sen ağzı olmayan bir kız hayal et, bize bu kızı sevdir. Sonra ameliyatla ağzını aç. Kızın müziğe yeteneği olsun, şarkı söylemek hayali olsun. Günlerce çalışsın da çalışsın. Büyük gün gelsin ve…
  • Surata tokat gibi inen bir ileri sarma ve Amerika’nın kanyonları genişliğinde içimizde oluşan boşluk duygusu.

 

 

 

  • 2) Sürpriz kaçırmamak için tam olarak anlatamayacağım ama şunu diyebilirim ; finaldeki kötü haberin karakterler üzerindeki etkisi çok zayıf anlatılmış. Yani o ana kadar yaşananları yanı başımızda oluyormuş gibi hissederken, hikayeye o kadar bağlanmışken bir telefon geliyor hop otobüs, hop salya sümük, hop hesap soracağım ve final süprizi.
  • Duygusal olarak hikayenin zincirlerinden boşanması gereken, bize ağıtlar yaktırması gereken yerde çok ama çok üstünkörü geçiliyor bu anlar.

 

 

Ayrıca  o finaldeki sürpriz bize sürpriz de Perihan’a en yakın arkadaşı böyle bir şeyi neden anlatmaz, neyden çekinir anlamak mümkün değil.

 

 

Perihan, ilgi çekici hikayesi ve gerçekçi karakterleriyle iyi bir senaryoya sahip ama bu bahsettiğim sebepler nedeniyle kendi adıma mükemmel diyemiyorum. Bahsettiğim kısımlar biraz daha işlense çizgi roman biraz daha uzun olsaydı gerçekten dört başı mamur bir eser tutuyor olurduk elimizde.

 

Çünkü başka hiçbir eksiği yok. ( Önsözünde siz de bir şeyler anlatmak isterseniz ben de dinleyeceğim söz, diyen Sayın Özduru’nun kastettiği böyle laflar mıydı emin değilim ama umarım eleştirilerimi yapıcı bulmuştur : ) )

 

 

        

 

 

 

Çizimlerle ilgili olarak gerçekten kötü bir söz söylemem mümkün değil. Bazı sayfalardaki çok başarılı panel düzenlemeleriyle, Yeşilçam filmlerini hatırlatan gerçekçi ve olabildiğine sade çizimleriyle çizgi roman gayet keyifle okunuyor. Sondaki alternatif kapaklar ve  ilk çizimler de güzel bir eklenti olmuş.

 

 

Toparlayacak olursam Perihan’ın son yıllarda üretimin arttığı yerli çizgi roman piyasasındaki iyi örneklerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kendi adıma başyapıt diyemiyorum ama zevkler ve renkle tabi ki tartışılmaz. Tartışılmayacak bir diğer konu ise kesinlikle çizgi romanın parasını hak ettiğidir.

 

 

 

Bir sonraki yazıya kadar,

Kendinize İyi Bakın !

 

 

 

 

  • 2
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    2
    Shares

Yorum Ekle