Insomnia Cafe - Türkçe Çizgi Roman İnceleme |

Insomnia Cafe – Türkçe Çizgi Roman İnceleme

Insomnia Cafe – Türkçe Çizgi Roman İnceleme

Elleri silahlı polisler önemli bir zanlıyı yakalamak için son sürat Milano Kafe’ye dalıyorlar. Hızlıca erkekler tuvaletine girip kabinlerden birinin kapalı olduğunu gördüklerinde silahlarını kabin kapısına yöneltip içerideki adama dışarı çıkması ve teslim olması için bağırıyorlar. Şaşkınlık içindeki adam bir iki kelime geveledikten sonra elleri yukarıda kabinden çıkıyor ve ekliyor :

 

“ Bakın eğer bu tuvaletle ilgiliyse yemini ederim sifonu çekecektim ! ”

 

 

Polis amiri zanlıyı yani antika kitap uzmanı Peter Kolinsky’i kenara çekip üzerini ararken diğer polisler de Peter’ın elindeki çantayı alıp içini açarlar.

 

 

Çantanın içindeki görüntü uyandırdığı tiksintiyle polislerden birini kustururken diğerine şok geçirtir. Kekelemeye başlayan polis, amirine seslenir :

 

“ Efendim…efendim…orada.”

 

 

Çantanın içinde kesik iki el ve antika bir kitap vardır. Yaşananlar karşısında Peter da şaşkınlığını gizleyemez :

 

“ El mi ? “

 

 

 

        UYKUSUZLUK

         GERÇEKLİK VE RÜYA ALGISINI

      NEREDE YOK EDER ?

 

 

 

Insomnia Cafe hızlı başlıyor, daha hızlı devam ediyor.

 

 

 

 

Ciddi biçimde uykusuzluk sorunu çeken Peter Kolinsky’ın sıradan hayatı, yıllar önce kendisini kurtardığını düşündüğü bataklıktan kalan çamur izlerinden kurtulamadığını öğrendiğinde dibine kadar pisliğe batıyor.

 

Hikayemizin çamuru yani Bay Oblomov Peter’ı geçmişte yaptıklarından dolayı kardeşinin hapse girmesi sebebiyle suçluyor ve ona Suriye’de bulunan el yazması bir Kur’an’a fiyat biçmesi için görevlendiriyor. Bu andan itibaren Peter’ın hayatı bizim zihnimizle beraber allak bullak oluyor.

 

 

Tam kendinizi kaybedip uykuya dalacağınız, gerçekle hayalin belirsizleştiği o dar yolda yolunu kaybetmiş gibi görünen baş kahramanımız bu uyku sorununu saymazsanız rahatlıkla empati kurabileceğiniz bir karakter. Komşularıyla olan ilişkisi, televizyon karşısındaki tembelliği, severek değil sadece para kazanmak için çalıştığı iş yeri…Artısıyla eksisiyle gerçek bir karakter Peter.

 

 

Aslında hikayedeki, biri hariç, neredeyse bütün karakterler güzel tasarlanmış gerçekçi karakterler. Dolayısıyla hikayenin içine girerken hiç zorlanmıyorsunuz. Zaten çizgi roman hem yazarı hem çizeri olan M.K. Perker’in incelikle işlediği kurgusu da hikayenin akıcılığını hep dinç tutuyor.

 

 

 

Perker tekrarlarla, ileri geri sarmalarla süslediği kurgusunda zaman dilimine dair en ufak bir bilgi vermiyor. Gizemli siyah takım giyen adamlar, kimsenin bilmediği çok özel bir kütüphane ve hikayenin bel kemiği olan uykusuzluk teması da bu karmaşık kurgusunun üstüne eklendiğinde çizgi roman tabiri caizse David Lynch filmlerine dönüyor. Az sayıda tutulan sayfa sayısının da etkisiyle çizgi roman bir çırpıda okunuyor.

 

 

Insomnia Cafe’yi beğenip beğenmemeniz tamamen sizin hikayeden talebinizle alakalı. Eğer senaryonun hiçbir bilgiyi esirgememesini ve açık kapılar bırakmamasını tercih edenlerdenseniz bu çizgi romandan pek keyif almazsınız. Insomnia Cafe senaryosu bazı detaylarını okuyucunun insiyatifine bırakıyor. Sonu yarıda kalan ve tercihi size bırakan filmler gibi…

 

 

 

 

 

Çizgi romanın en büyük zaafı çok kısa olması bana kalırsa. Bu durum hikayenin önemli dönüm noktalarında ve sürpriz finalinde yaşatması gereken vuruculuğunu yakalayamamasına sebep oluyor. Karakterlerle daha çok vakit geçirme şansımız olsaydı olayların bizde yaşattığı etkiler daha derin olurdu diye düşünüyorum.

 

 

Sürpriz kaçırmamak için detay veremiyorum ama bazı noktalarda Peter başını daha çok derde sokacak kararlar alıyor. Bu, Peter’ın özel durumuyla açıklanabilir belki ama dürüst olmak gerekirse biraz okuma zevkini azaltıyor.

 

 

GÖRSELLİK

 

 

Çizimler siyah beyaz, sade, detaylı ve gerçekten çok başarılı. Uyku ile uyanıklık arasında gidip gelen bir çizgi romanda görselliğin sadece iki ton üzerine kurulması kesinlikle çok doğru bir karar bence. Çizimlerdeki güzel bir detay da ana karakterimiz Peter’ın yüzü.

 

Çizgi romandaki bütün karakterlerin yüzleri olabildiğine gerçekçiyken ana karakterimizin yüzü bozuk psikolojisini gösterircesine aşağı ve yukarı doğru sönmüş halde. Etrafına gittikçe yabancılaşan bir kişi çok güzel bir şekilde betimlenmiş.

 

 

 

                     Insomnia Cafe ‘nin Garip Geçmişi

 

 

Insomnia Cafe okuyucusunun dikkatini ve hayal gücünü talep eden bir eser. Kafayı boşaltmak yerine gri hücrelere yüklenmek için okunmalı.

 

Bahsettiğim bir iki sorundan dolayı tam potansiyeline ulaşamıyor ama kesinlikle okunması gereken bir çizgi roman olduğunu düşünüyorum. Topraklarımızdan çıkan çizgi romanlara yeni ve kafa karıştırıcı bir deneyim katıyor.

 

 

Bir çizgi roman düşünün ki ilk olarak haftalık bir mizah dergisinde parça parça yayımlansın. Sonra Amerika’da İngilizce olarak cilt haline getirilsin. Ardından Türkçe’ye çevirilip tekrar Türkiye’de yayımlansın. Çizgi romanın geri plandaki hali bu, kendisini siz düşünün artık…

 

 

Siz okudunuz mu Insomnia Cafe ‘ yi, siz ne düşünüyorsunuz ?

 

 

Bir sonraki yazıya kadar,

 

Kendinize İyi Bakın !

 

 

 

 

  • 5
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    5
    Shares

Yorum Ekle