Güzellik Takıntısı & Tedavi Niteliğinde 5 Efsane Sanat Eseri |

Güzellik Takıntısı & Tedavi Niteliğinde 5 Efsane Sanat Eseri

Güzellik Takıntısı & Tedavi Niteliğinde 5 Efsane Sanat Eseri

 

 

Güzellik Takıntısı nedir biliyor musunuz ?

 

Şudur :

 

Eğer fotoğrafta çok güzel / yakışıklı çıkmışsam : ” Çok güzelim / yakışıklıyım be ! ”  Ben öyleyim…

Eğer fotoğrafta kötü görünüyorsam : ” Çok çirkin çıkmışım ya ! ” Fotoğraf beni kötü göstermiş…

 

 

Tabi ki hiç kimse fotoğrafta çirkin çıkmak istemez ama günümüzde öyle bir hal aldık ki filtreden geçirmeden fotoğraf paylaşmak yiğitlik oldu artık !

 

Bunlar boş muhabbetler değil mi ? Önemli olan iç güzellik değil mi ?

 

 

 

Mr. Spock’a sorsanız ” Tamamen mantık dışı, kaptan ! ” cevabını alacağınız bir soru iç güzellik mi dış güzellik mi daha önemlidir.

 

Saçma sapan sorular listesinde ” Aşk mı Para mı ? ” nın hemen arkasından ikinci sırada gelen bu sorunun cevabı elbette ikisi de olacaktır, bunu en başta kabul etmek lazım.

 

Ancak benim bu yazıda değinmek istediğim bizim için göz ardı edilemeyecek kadar önemli olan bu iki değerden, yani iç ve dış güzellikten, hangisine daha çok yatırım yaptığımız, bunun bizi nasıl etkilediği ve bu konuyla ilgili bazı sanat dallarındaki çok değerli eserler olacak.

 

 

 

 

AYNALARA MI TAPIYORUZ ?

 

 

 

Estetik, botoks, saç ektirme, lens takma, makyaj, spor, diyet, kıyafet, photoshop, filtreler…

 

Bu saydıklarım zararlı şeyler mi ?

 

 

Bana kalırsa hayır. Bu, güzellik takıntısı değil !

Çünkü her şeyden önce insanın kendini daha çok beğenmesi ve daha mutlu olmasıyla birebir alakalı değişiklikler bunlar. Bir insanın kendini, dolayısıyla etrafını da, daha mutlu etmesinden daha büyük bir sevap olabilir mi ?

 

Estetik yaptırmanın günah olup olmadığına dair tartışmalar çıkıyor bir de ara sıra biliyorsunuz.

 

 

Lütfen…

 

 

Estetik yaptırdığı burnundan iltihap kapan bir kızın haberine ” Ya işte Allah’ın verdiği burunla oynarsan olacağı bu. ” diye yorum yapan arkadaşın yarım saat sonra ” Kardeş ben de burnu küçülttüreyim diyorum ya, nasıl olursa sence ?” sorusuna maruz kalmış biri olarak söylüyorum :

 

 

Lütfen…azıcık mantıklı ve gerçekçi olalım.

 

 

İnsanın kendini daha iyi hissedip daha mutlu olması bir yana dış görünüşün karşıdaki kişinin üzerinde bıraktığı intiba gerçekten önemli çünkü ilk karşılaşmada insanın dış görünüşü iç dünyası ile ilgili önemli şeyler söylüyor karşıdakine.

 

Dolayısıyla önemli olan iç güzelliktir deyip fiziğimizi boşlamak safça olur.

 

 

 

Ancak bana kalırsa burada şöyle bir önemli ayrım var ; sadece iç güzelliğimize yaptığımız her yatırım bizi asıl çekici yapan değeri yani karakterimizi hızlı bir şekilde geliştirirken (ve bu dolayısıyla fiziksel görünümümüzü de olumlu etkilerken)  sadece dış görünüşümüze yaptığımız eklentiler bizi nesnelleştirip birer boş jelatin haline getiriyor sadece.

 

Asıl üzücü olan günümüz dünyasında  dış güzellik iç güzellikten gün geçtikçe daha çok iş yapıyor ve insanların güzellik takıntısı güne gün artıyor.

 

 

 

 

 

Makyajı Akmış Gençlik

 

 

 

 

Hayatımızı kasıp kavuran sosyal medyanın da etkisiyle beğenilme, tarz olma, fenomen olma artık sadece toplumun lüks kesimine ait konular değiller. Yüksek takipçi sayısı ile gelen maddi kazanç ve ego tatmini daha pek çok kişiyi de bu kanala yönlendiriyor.

 

Dış görünüşündeki çekiciliği ile  veya moda / tarz programlarında  birinci olmaları sebebiyle film ve dizilerde rahatlıkla başrol kapan insanları izliyoruz.

 

Bunu yanında dış görünüşlerindeki çekicilikleri yüzünden yaptıkları işler veya kişilikleri gölgede kalan kişiler de mevcut.

 

 

Dış görünüşün, yetenek ve disiplinli çalışmaya oranla daha hızlı bir şekilde maddi kazanç ve ego tatmini sağlaması giderek daha çok kişinin aklını çeliyor ve bu pek de olumlu sonuçlar doğurmuyor bana kalırsa.

 

Özellikle ve özellikle benim dikkatimi çeken bir konu var bu sorunla ilgili :

 

 

Makyaj yapma yaşının giderek düşmesi.

 

 

Aslında bunu sadece makyaj yapma olarak değil tepeden tırnağa her detayıyla süslenme olarak adlandırayım, daha doğru olacak.

 

Çünkü bazı tekstil firmaları da tasarladıkları kıyafetler üzerinden ” tarz ” olmayı çocukların bilinç altlarına pompalayarak hem reklamda oynayanları hem de o reklamı izleyen çocukları kötü etkilemiş oluyorlar.

 

Tırnağını yemesin diye oje sürme, sivilce çıkıyor diye fondoten kullanma, jöle ve saç spreylerinin aşırı kullanılmasıyla saçın doğallığını kaybetmesi rahatsız edici bir döngüden başka bir şey değil mi ?

 

Süslenme ve kıyafetlerle öne çıkma gibi konuların çocukluk döneminde hayatına giren kişilerin ileride dış görünüşe aşırı derecede önem verme, yakışıklılık / güzellik takıntısı, beğenilmeme korkusu veya ego kontrolü gibi sorunlar yaşamayacak mı ?

 

 

Bırakın da çocuklar çocukluklarını yaşasınlar diye bağırmak istiyorum bazı ebeveynlerin suratlarına.

 

Onlar çocuk, ikoncan değil.

 

 

 

 

 

 

Uyusun Da Büyüsün

 

 

 

 

Peki tamam büyüdü ; ya büyüklerin dünyasında işler ne durumda ?

 

Hadi hep beraber hem ülkemizdeki hem de dünya genelindeki popüler şarkı kliplerini bir izleyelim ardından da güzellik ve spor dergilerin kapaklarına bakalım.

 

 

Nasıl ?

 

Tamam, üstüne bir de magazin haberlerini ve programlarını ekleyelim.

 

 

Hızlı bir özet çıkaralım beraber :

 

Göğüs dekoltesi, kaslı vücut, makyaj teknikleri, seks, kucak kucağa dans etme, bacak dekoltesi, güzellik sırları, sağlıklı cilt, seks, kocaman kaslı kollar, köpüklerle kaplı çıplak vücut, seks, geniş omuzlar, ıslatılan dudaklar, seks, makyaj teknikleri, seks, seks, seks, seks , seks, seks….*********************** BİLİNÇALTI HATA VERDİ

 

Sanat, kültür, edebiyat, gezi dergileri ve programları hiç mi yok ?

 

Elbette varlar ama sabah evden çıktıktan sonra yolda, iş yerinde, bilgisayar başında, sokakta, dükkanlarda ve mağazalarda bilinçaltımıza gönderilen mesajların güzellik ve cinsellik ağırlıklı olduğu da bir gerçek.

 

Güzellik saplantısı hayatımızın her anında beynimize pompalanıyor ki !

 

Çünkü bilinçaltına gönderilen dış güzellik ve cinsellik mesajları satış arttırırken kişiye bilgi yükleyen kültür-sanat dergileri ve programları aynı büyüklükte satış oranına sahip olmuyor.

 

Kozmetik ve makyaj sektöründe yatırılan parayla kültür sanat etkinliklerine harcanan paranın bırakın aynı olmayı birbirlerine yakın olduğunu bile düşünebiliyor musunuz ?

 

Yani bunun doğru olduğuna inanmanız için resmi bir belgeye ihtiyacınız var mı gerçekten ?

Bana kalırsa yok ama yine de isteyenler ISAPS ( Uluslar Arası Estetik Topluluğunun ) istatiksel raporlarına buradan bakabilirler.

 

 

Yukarıda bahsettiğim bu bilinçaltı bombardımanıyla ilgili olarak annelerin ve babaların çocukları bilinçlendirmesi ; kendisiyle barışık çocuklar yetiştirmeyi sağlamaları çok önemli diye düşünüyorum.

Çünkü çocuğun ileri yaşlarda kendisiyle ilgili neye yatırım yapacağını, ne konuya ne kadar önem vermesi gerektiğini bilmesi tamamen anne babasının öğretilerine bağlı diye düşünüyorum.

 

Babamın hep söylediği ” İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır düşünceleri ile uğurlanırlar. ” sözününü de yeri gelmişken anmış olayım.

 

Yazının devamı 2. sayfada…

 

 

  • 9
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    9
    Shares

Yorum Ekle