Distopik Kısa Öykü - Farklı Teller 1 ( Küfür Ve Şiddet İçerir ) |

Distopik Kısa Öykü – Farklı Teller 1 ( Küfür Ve Şiddet İçerir )

Distopik Kısa Öykü – Farklı Teller 1 ( Küfür Ve Şiddet İçerir )

Şafak vaktinin hemen öncesinde, uykularına devam eden insanlar kadar derin bir sessizliğe gömülmüş sokaktaki sükuneti bölen sesler tepeden tırnağa siyah giyinmiş üç kişinin ayak sesleridir. Sokağın sadece binalara yakın olan kısmındaki sokak lambaları yandığından, ki onlar da bir dolu bir boş yanıyordur, sokağın karşısında beton duvarın arkasında kalan kocaman, yapraksız çıplak ağaçların örttüğü mezarlık karanlığa gömülmüştür.

 

 

Grubun içindeki tek kız olan Orion, bordo renkli saçlarını yukarıdan topuz yaparken solunda kalan iki üç katlı yaşlı binalara bakıyordur. Koyu makyajının bile saklayamadığı bebeksi yüzü minyon vücuduna yakışıyordur. Saçını toplar…ağzını asla :

 

 

” Popçuları siksen burada oturmazlar. Boka yan basacağız ben size söyleyeyim.”

 

” Normalde oturmazlar, evet ama bu üçü şu an paraya sıkışık ve burada kiralar çok düşük.” diye cevap verir arkadaşı Invaders.

 

” Mezarlığa yakın olduğu için mi ? ”

 

” Aynen, o zaman para derdin olmuyor. ”

 

 

Yak Bizi  araya girer :

 

” Ya ölü olacan ya da ölüye yakın olacan.”

 

 

 

 

 

 

 

FARKLI TELLER – BÖLÜM 1

 

 

Saçları gibi uzun siyah olan pardösüsü rüzgarda dalgalanan Yak Bizi üşüdüğünü hissetse de bunu dile getirmeyi bir zayıflık belirtisi olarak gördüğünden, en azından o anki ruh haliyle, önünü iliklemez. Uzun, keskin hatlı yüzünü sertçe ovaladıktan sonra ellerini ceplerine sokar ve adımlarını hızlandırır.

 

 

 

Invaders eliyle işaret ederek hemen 50 metre ilerideki, giriş katı sahaf olan apartmanı gösterir.

 

 

Bir‘in dediği bina bu galiba.”

 

 

” Evet.” diye onaylar Yak Bizi, ” Bu olması lazım.”

 

 

Orion‘un ağzından heyecan dolu bir ” Haydi ! ” çıkar hızlıca ve üç arkadaş koşarak binaya girerler.

 

 

Binanın içi de dışından farklı değildir. Tavandaki loş sarı ışıklar yarısı koyu yeşile boyanmış duvarlardaki sıva çatlaklarını daha çirkin gösteriyordur.

 

 

Gençler merdivenleri koşar adım çıkarlar.

 

3. kata geldiklerinde dururlar ve 4. kata çıkan merdivenlerde olabildiği kadar yavaş adımlar atmaya başlarlar. Invaders peşi sıra gelen soluklarını dizginlemeye çalışırken beresini çıkarır. Ensesinden gelip kel kafasının ve kulaklarının arkasına doğru ilerleyen alev dövmesinin üstünden terler akıyordur.

 

 

 

 

 

Üç genç kapı numaralarını teker teker kontrol ederek yürüyorlarken Orion sol gözü titreşmeye başlayınca orta parmağıyla sol şakağına dokunur. Sağ gözüyle etrafı görürken sol gözünde arkadaşı Bir’in görüntüsü vardır.

 

 

Orion : ” Söyle.”

 

Bir : ” Orada mısınız ? ”

 

Orion : ” Evet. Eminsin di mi bura olduğuna ? ”

 

Bir : ” Tabi ki kızım. Invaders de geldi mi ? ”

 

Orion : ” Geldi geldi. Yak Bizi da burda. Üçümüz dalıyoruz. ”

 

Bir : (Gülerek) ” Ooo yürüyün be. ”

 

Orion : ” Seek & Destroy bekliyorlar di mi bizi ? ”

 

Bir :  ” Aynen, işiniz bittiğinde kitapçının önüne gidin. Onlar da oraya gelecekler. ”

 

Orion : ” Tamam,hadi eyvallah. ”

 

Bir : ” Görüşürüz. ”

 

 

 

Invaders kulağını 9 numaralı kapıya yaklaştırmış içeriden ses gelip gelmediğini anlamaya çalışıyordur. Şüphenin eğip büktüğü kaşlarıyla gözlerini arkadaşlarına çevirir :

 

 

” Yalnız içerden hiç ses gelmiyo. Evin doğru olduğuna eminiz de, bunların evde olduğuna emin miyiz ? ”

 

 

” Ha tamam geri dönelim o zaman abi. ” diyerek dalga geçen Orion sesini çok yükseltmeden çıkışır :

 

 

” Zaten evdelerse burada olduğumuzu anlamışlardır; salak gibi bir buçuk saattir konuşuyoruz kapının önünde. Yapalım artık şunu ! ”

 

 

 

 

 

 

SALDIRI

 

 

 

Yak Bizi elindeki pompalı tüfeği kapının koluna doğru çevirir ve tetiğe basar.

 

 

Diğerleri, savrulan metal ve tahta parçalarından korunmak için elleriyle yüzlerini kapatırlar.

 

 

Yak Bizi kapıya tekme atıp içeri girer.

 

İçerisi karanlıktır, sadece yan odaların kapı altlarında sızan ışık odadaki silüetleri iyi kötü belli etmektedir. Yak Bizi hemen sol çaprazında kanepenin arkasına saklanmış genç sarışın çocuğu fark eder ve koşup üstüne atlar.

 

 

Silah sesinden önce kanepede uyuyan çocuk daha ayılamamıştır ve hala n’olduğunu anlamaya çalışmaktadır. Invaders arkadaşına doğru koşarken soldaki odanın kapısı açılır ve içeriden uzun boylu, şişman bir çocuk elinde bıçakla fırlar. Daha tamamını yutamadığı sandviçini sağa sola saçarak arkadaşını aralıksız yumruklayan uzun, siyah saçlı çocuğa doğru koşar.

 

 

Bıçak olan elini havaya kaldırır, sırtından ve karnından aldığı güçle tam bıçağı saplayacakken sağ tarafında, havada bir fısıltı duyar.

 

 

Kafasını çevirmesiyle bilincinin kapanması bir olur. Invaders’ın fırlattığı sapından ortasına kadar olan kısmı tahta, geri kalan baş kısmı metal olan beyzbol sopası çocuğun tam elmacık kemiğinin üstünde patlamıştır. Çocuk, bıçak ve beyzbol sopası üç ayrı yere savrulurlar.

 

 

Evde sadece iki kişi olduğunu düşündüğünden Orion bütün bu olan bitenleri sadece izlemiştir. Ama sağındaki odadan sesler gelince çarçabuk muştasını eline iyice oturtur.

 

 

Var gücüyle koşup odanın kapısına tekme atar ama içeri dalmaz.

 

Bu zekice hamlesinin karşılığını alır ; valizlere taş çıkartacak koca bir kadın çantası yukarıdan aşağı doğru hızlıca sallanır ve aşağı doğru giderken kendisini savuran kızı da yanında götürür. Çantayı savuran minyon kız yere çakılır ve kırılan tırnağının acısıyla çığlık atar.

 

 

Yüzünü kaldırıp karşısındaki kıza bakar. Elinde muşta olan siyahlara bürünmüş misafiri yerdekinin yüzünü görünce gülümser, sonra da yerdeki makyaj silme bezini fark eder.

 

 

Kızın, teriyle iyice dağılan makyajı yüzünü komikle korkunç arası garip bir renk cümbüşüne sokmuştur.

 

 

Yerdeki kız alay ederek :

 

” Ooo Orion sen buralara gelir miydin ya.? Bizde kedi yok……yani aradığınız oysa ahahahah ! ”

 

 

Orion şarkı söyleyerek yerdeki kıza doğru kıvıra kıvıra yürümeye başlar.

 

 

 

 Mantık ve kalp savaşta

 

Kaldık dik bir yokuş-TA!

 

 

 

Metalci, elindeki muştayı Popçunun yanağına gömer !

 

Kendinden geçen kızın ağzını ve ellerini bağladıktan sonra çerçevesinde özenle yapılmış işlemeleri olan geniş aynayı ve önündeki envai çeşit makyaj malzemesi olan masayı görür. Şarkısını mırıldanmaya devam etmektedir.

 

 

Ya ya ya ya sen en özel

 

Ya ya ya ya sen en güzel…

 

 

Deodorantlardan birini alır ve bütün tüpü makyaj malzemelerine, duvardaki pop yıldızı posterlerine, hard disklere, bilgisayara ve  pembe yatak örtüsünün üstüne boşaltır.

 

 

Kendini lağım çukurunda hamam böceklerine öldürücü sprey sıkıyormuş gibi hissediyordur.

 

Bu odanın içinde bulunmak bile midesini ağzına getiriyordur. Cebinden kibrit kutusunu çıkartır.

 

 

“Zevkinize tükürim.”

 

 

Odayı ateşe verir ; dışarı çıkar ve arkadaşlarına seslenir :

 

” Beyler çok vaktimiz yok. ”

 

Invaders:  ” Orion bak yanlış anlama, seni severim biliyosun. Yani bu kadar yıllık samimiyetimize güvenerek soruyorum…Gerizekalı mısın ?! ”

 

” N’oldu be ? ”

 

” Lan biz buraya adamları konuşturmaya geldik.Bok mu var hemen evi ateşe veriyorsun ?”

 

” Siz n’apıyordunuz bunca saattir ? ”

 

 

 

Yak Bizi araya girer :

 

” Lan bi susun be ! ”

 

Eğilir, kanepenin arkasında yarı baygın yatan sarışın, beyaz tişörtlü çocuğa yaklaşır. Çocuğun burnundan ve patlayan kaşından akan kanlar bembeyaz tişörtünü kirletmiştir. Yak Bizi çocuğun tişörtünden sarkan kulaklıklardan birini alır ve kulağına yaklaştırır.

 

 

 

And I was like

Baby, baby, baby ooh

Like

Baby, baby, baby noo

Like

Baby, baby, baby ohh

I thought you’d always be mine

 

 

 

” Evet bunlar kesinlikle Bieber yavşaklarından. ”

 

 

 

Yak Bizi, kafasını bir sağ bir sola yatırarak kendisine gelmeye çalışan çocuğu tokatlamaya başlar.

 

 

” Hişş kendine gel lan. Alo ?  Bi dokundum kendinden geçtin be oğlum, bugün Corn Flakes’ını yemedin mi yoksa ? ”

 

 

Invaders ve Orion kahkaha atarak gülerler.

 

 

Çocuk suratına inen şaplaklarla yavaş yavaş kendine gelir. Gözünün önündeki bulanıklık yok olduğunda pis bir sırıtmayla yarım yamalak konuşarak yakasına yapışmış metalciye cevap verir :

 

 

” Yok be abicim…ah…Sizin böğürmek dışında iletişim kurabildiğinizi görünce ne tepki vereceğimi.. öhö öhö…şaşırdım. Neyse, Lucifer nasıl bu arala..”

 

 

Yak Bizi elinin tersiyle lafı yarıda keser.

 

 

” Kes lan piç ! Bi de espri yapıyo ! ”

 

 

Invaders öfkeyle atılır :

 

” Geçen konserde yaptığınız şerefsizliği unutmadık daha ! ”

 

 

Yak Bizi : ” Dur daha dur, onu konuya da gelicez ama asıl sebebi ziyaretimize gelelim.O rapçi olacak puştlara bestemizi satan sen misin lan ha !? ”

 

” Puahahahah…dostum siz hakikaten malsınız ya ? Evi basıp artistlik yapıyosunuz, bari neyin peşinde olduğunuzu doğru bilin lan ! Ben rapçilere beste satmadım. Rapçilerin bestesini sizden birine sattım, kapiş? Aranızda türünü değiştirenler var yani eheheh. ”

 

 

Invaders : ” Kim lan o besteyi alan ? ”

 

 

” Bilmiyorum,net üzerinden hallettik işi. Trink hesaba para yattı ben de besteyi yolladım. ”

 

 

Orion : ” Niye sana geldi de direkt o motor ağızlılara gitmedi peki ? ”

 

 

” Neyse mantıklı bir şey soran çıktı. Çünkü o motor ağızlılardan biri paraya sıkışmıştı ve ben de bestesine güvendiğim ve beğendiğim için onu aldım. Fiyatı ikiye katlayıp sizinkilerden birine sattım,oldu mu ? ”

 

 

Invaders sol orta parmağı şakağında, şok olmuş bir şekilde havaya bakmaktadır. 4-5 saniye sessiz kalır,şeklini hiç bozmadan arkadaşlarına seslenir:

 

 

“Millet retinalarınızı açın. Kanal 1. ”

 

 

Orion : ” Bura sıcak olmaya başlaadıııı. ”

 

 

Yak Bizi : ” NEDEN ACABA ?! ”

 

 

Orion: ” Bunu tartışacak mıyız şimdi !? ”

 

 

Invaders: ” Millet ! Haberler ! ”

 

 

 

Yerdeki Bieber fanı atılır:

 

” N’oldu? Klibi çekmiş m..”

 

 

 

Lafı ikinci ve son defa yarım kalır. Yak Bizi ’nin attığı kafayla ışıkları tamamen söner. Yak Bizi ve Orion da orta parmaklarıya şakaklarına dokunurlar.

 

 

“…….Bu konuyla ilgili gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.“

 

Invaders: ” Siz bakana kadar bitti tabi anasını satim. Diğer kanallara bakın.“

 

 

 

” İnsanları şiddete yönelttiği gerekçesiyle yasaklanan aksiyon ve gerilim filmleriyle ilgili yasa tekrar günd….“

 

 

“Türkülerin ve Türk Halk Müziğinin unutulması ve eskisi kadar popüler olmamasını protesto etmek için dün kendini Müyap’ın önünde ateşe veren kişiyle ilg..“

 

 

“….ünlü rapçinin konserine yapılan saldı…..“

 

 

“ Bugün akşam saatlerinde Kadıköy’de bulunan bir eve yapılan…

 

 

Invaders: ” İşte bu, izleyin. ”

 

 

 

“….. baskın sonucu üç metalci ve iki rockçı göz altına alındı .Evde çok sayıda death metal,heavy metal ve progressive rock albümü ele geçirildi. Uzun süredir aranan Bir takma adlı M.Ö. de baskında yakalandı.

Göz altına alınanların yabancı müzik besteleyerek ve yurt dışına pazarlayarak Türk müziğini, kimliğini ve dilini köreltme suçundan yargılanacakları açıklanıldı. Evde herhangi bir Türk sanatçının albümü veya posteri olmaması dikkatleri çekti. ”

 

 

 

Invaders : ” Yarrak yok Türk sanatçı,yalancı yavşaklar ya ! ”

 

 

 

 

 

Orion : ” Sıçtık, bu sefer çok pis sıçtık. N’apıcaz pe……siren seslerini duyuyor musunuz ? Geliyorlar ! ”

 

 

 

Yak Bizi bir eli belinde, diğer eliyle alnını ovalamaktadır. Beynine onlarca şiş saplanmış gibi hissediyordur.

 

 

“Bizi kim sattı lan ? ”

 

 

Invaders: ” Asıl Bir’i kim sattı ? ”

 

 

Siren sesleri giderek artmaktadır.

 

 

Orion: ” Sizce polislere bizden bahseder mi ? ”

 

Yak Bizi: ” Daha da önemlisi şimdi nerde saklanıcaz ? ”

 

 

 

                                             1. BÖLÜMÜN SONU

 

 

Hikayenin 2. (ve son) bölümünü buradan okuyabilirsiniz.

 

 

 

  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  

Yorum Ekle