Dedektif Sanlı - Çizgi Roman İncelemesi |

Dedektif Sanlı – Çizgi Roman İncelemesi

dedektif-sanli-cizgi-roman-inceleme

Dedektif Sanlı – Çizgi Roman İncelemesi

DEDEKTİF SANLI İÇİN 10 TÜRK GÜCÜNDE DERLER

 

 

En başta açıkça belirtmek istediğim bir konu var. Bugüne kadar okuduğum yüzlerce çizgi roman içerisinde beni benden alan, aklımdan çıkmayan tekrar tekrar okuduğum bir çok çizgi roman oldu.

Ama şu bir gerçek ki insanın kendi coğrafyasından, kendi kültüründen çıkan bir eseri okuması bambaşka bir keyif. Karakterlere hemen bağlanıyor daha ilk dakikadan hikayenin içinde buluyorsunuz kendinizi.

 

 

İşte Dedektif Sanlı’yı ilk okuduğumda başıma gelen tam olarak da buydu. Bırakın ilk sayfayı daha ilk dört panelde dedektifle aranızda bir bağ oluşuyor. Sanlı, annesinin yaptığı yaprak sarmasını tadına vara vara keyfile yerken ‘Hımm gerçek olamaz bu.’, diye mırıldanıyor.

 

 

“Gerçek olamaz, sanal dolma olmalı bu.”

 

“Yok evladım sana yağı kullandım. Daha var ye…börek de yaptım.” diye cevap   veriyor annesi bulaşıkları yıkarken.

 

 

Mahallenin Muhtarları senaryosu gibi konuşsalar da anneler birtanedir. Anne yemeği yemeyeli o kadar uzun zaman olmuştu ki…

 

Bu bölümü ilk okuduğumda kocaman gülümsemiştim. “ İşte bu !”, dedim içimden.

 

“Gönder Can Barslan, gönder gelsin !”

 

 

dedektif-sanli-cizgi-roman-inceleme-1

Can Barslan’ın Türkiye’nin ilk ve tek özel dedektifi olarak tanıttığı Dedektif Sanlı , zamanının sevilen mizah dergisi L-Manyak’ta yayımlanıyordu.

Karakterin geçmişi ile ilgili hiç bir bilgi paylaşmayan Barslan bizi doğruca olayın içine atıyor, dedektifimizin her sayıda çözdüğü entrikaları keyifle okurken bir yandan da karakterini tanıyorduk.

 

 

   L-MANYAK’IN TÜRK MİZAHINA HEDİYESİ

 

 

İnternette bulabileceğiniz eş takibi yapan, hesap kontrol eden özel dedektiflerden değil Sanlı. Çalıştığı bir şirket de yok kendi özel ekibi de…Ayrıca farklı olmanın getirdiği önyargı sorunundan da müzdarip.

 

Rakı sofrasında bir arkadaşı başkalarının kendisine güldüğünü söyleyince hemen, ve öfke dolu, bir toplum özeti çıkarıyor dedektifimiz:

 

“ Bunlar nasıl heriflerdir bilir misin ? Kulağına küpe takan ilk delikanlıyı taşa tutarlar,ondan sonra küpe takanlar çoğaldığında kendileri de takmaya başlarlar. Bunlar top sakallıya keçi sakallı diye alay eden adamlardır.

Oysa şimdi, hepsi aynı fabrika ürünü gibi çenelerini örten beşer günlük sakal birikintileriyle dolaşıyorlar. Bunlar var ya bunlar…Yarın birisi bunları şişleyince anlayacaklar özel dedektiflik müessesini ! “

 

 

Ön yargının ve alayın pençesindeki Dedektif Sanlı bilinen veya itibar gören bir kanun adamı olmadığından hikayeler, birinin gelip ona danışmasıyla değil de  Sanlı’nın yolda yürürken kendini içinde bulduğu olaylarla veya dikkatini çeken bir detayın peşine düşmesiyle başlıyor.

 

 

dedektif-sanli-cizgi-roman-inceleme-2

Sorgu, takip , senaryo kurma, karşı plan geliştirme derken hemen her hikaye suçluların yakalarını kaptırmalarıyla sonlanıyor.

 

Yalnız bu nokta da şöyle çok güzel bir detay var ki , çizgi romanın mizah sularında yüzüyor olması absürdlüğüyle mantık sınırlarının dışına çıkmasını ve hikayenin gidişatının neredeyse tahmin edilemez olmasını sağlıyor.

 

Yani katil kim diye düşünmeyi bırakın, işlenen suçların arka planlarına , katillerin motivasyonlarına tanık olduğunuzda zaten olayların üst düzeyde saçma olması tahmin yürütmek ve akıl oyunlarına dalmak gibi çabaların nafile olduğunu bize gösteriyor.

 

 

Hikayeyi acı tatlı bir gülümsemeyle noktalıyorsunuz.

 

 

Acı tatlı dedim çünkü Can Barslan’ın, dolayısıyla çizgi romanın da, en başarılı yönü mizahı da ustalıkla kullanarak toplumdaki yanlışları hicvetmesi. Dedektif Sanlı’yı okurken toplumumuzu yer yer esir alan cahilliği, bencilliği, fırsatçılığı da hatırlamış oluyoruz.

 

 

 

 

ÜLKEMİZİN ACI TATLI TABLOSU

 

 

Örneğin doğal bir süveteri andıran göğüs kıllarını akciğer ameliyatıyla kaybeden adamın utancından kendini öldürttüğü hikaye.

 

“ Mevlüt abimiz mahallenin en kıllı delikanlısıydı, göğsünü açtı mı gün ortasında hava kararırdı.Onu mahvettiler.”

 

Bu sözleri sarfeden yakınlarının bastırdığı yastığın altında kendi rızasıyla can veren adamı anlatırken, toplumumuzun erkeği, erkekliği nelerle çarpık bir şekilde bağdaştırdığını çok güzel anlatıyor Can Barslan.

 

 

Mesela Halaybaşı Katili hikayesi…Düğün halayının altında kalıp can veren çifti kimsenin umursamaması, abartılı yönüyle sizi güldürürken bazen kendi zevkimiz ve mutluluğumuz için başka canları nasıl da umursamadan yakabildiğimizi hatırlatıyor bize.

 

 

Her hikayesiyle toplumumuzdaki sorunları deşen Sanlı karakteri ile ilgili önemli detayları ise özel bilgilendirme kutuları ile öğreniyoruz. Sanlı’nın birini ikna ettiği karede hemen üstte bir kutu oluyor örneğin ve kutuda şu yazıyor :

 

 

“ Derler ki Sanlı birini ikna ederken 75 ‘E mi güzelim ? ‘ gücündedir.”

 

 

Okuyucuyu gülümsetmekten kahkaha atma noktasına çıkaran bu kutuları okuması gerçekten çok keyifli. Karakterin bütün gizemini ve çekiciliğini kaybedeceği bir doğuş hikayesindense bu bilgilendirme kutularını kullanmanın daha zekice ve ilgi çekici olduğunu düşünüyorum.

 

 

 

 

ÇİZİMLER NASIL ?

 

 

dedektif-sanli-cizgi-roman-inceleme-3

 

 

Görsel kısımlara gelecek olursak sorun olduğunu gördüğüm tek konunun panellerin çok iç içe olması diyebilirim. Elbette bunun sebebi çizgi romanın ilk olarak dergide yayınlanması ve Barlsan’ın hikayeyi kısıtlı sayfa sayısına sığdırmak zorunda kalması olabilir.

 

 

Bu durum biraz göz yorucu olabiliyor ama yine de okuma zevkinizi mahvedecek kadar değil. Çizimler siyah beyaz, yalın ve hikayenin mizahi yönünü fevkalade sırtlıyor. Ancak çizgi romanda detaylı ve gerçekçi çizimleri seviyorsanız bu eserin çok size hitap etmeyeceğini de belirtmek isterim.

 

 

Toplamda 19 hikayenin bulunduğu bu cilt, polisiyeyle mizahın müthiş evliliğinden doğan parlak bir çocuk. Hınzır, zeki ve eğlenceli. Polisiyenin karanlık ve yıpratıcı sokaklarından çıkıp farklı bir yola girmek isteyenler bu çocuğun elinden tutup keyifli bir gezintiye çıkabilirler.

 

“ Derler ki Sanlı gerçeklere değinme konusunda topluma 1000×1000 m. ayna tutma gücündedir.”

 

Evet,bunu ben uydurdum…

 

 

VE HARİKA SÜPRİZ !

 

Bu incelemem ilk olarak 221B dergisinde yayımlanmıştı.

 

Dergi raflara çıktıktan birkaç gün sonra hayatımın en güzel süprizlerinden biri geldi mail kutuma.

Sizinle paylaşmak istedim :

 

 

 

 

Bu harika eser için ben teşekkür ederin Can Barslan 🙂

 

 

 

  • 4
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    4
    Shares

Yorum Ekle